Klasik Yunanistan Turu

Seyahat 23 Ağustos, 10:25'de eklendi

Maceram, İpsala sınır kapısını geçince başladı. Yunanistan’nın Kavala ve Selanik şehirlerini ziyaret edecektik. Yunanistan’nın bu şehirleri bende hayal kırıklığı yarattı. Antik dünyanın kurucusu olan Yunanistan’da herhangi bir antik eseri görmeden geçmek gezimin eksileri arasındaydı. Kavala’da leziz kurabiyeyi masmavi ege manzarısına karşı yemek yerine, Atina’ya gidip Akropolis’i görmek isterdim. Bu arada Kavala kurabiyesinin de Eskişehir’den göç eden bir mübadilin meşhur ettiğini belirtmek isterim. İlk durağımız olan Kavala’da tam bir sessizlik ile karşılandık, çünkü 29 Haziran Kavala’ya özel olan bir ayinin günüymüş, bunu önceden bilseydik bayram havasında geçen ayine katılırdık. Kavala 2.Mahmut’a karşı gelen ünlü paşa Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın şehri. Osmanlı’ya karşı ayaklanıp Osmanlı valisi olamasına rağmen devleti yenmesinden dolayı burada çok sevilen bir zat.

 

 

Kavala’da magnetlerimizi aldıktan sonra sahilde oturup balıkçılarla sohbet ettik. Bizim Türkçe konuştuğumuzu gören 75 yaşlarında bir amca yanımıza gelip Türkçe selam verdi. Kendisi İstanbul doğumluydu, hatta askerliğini Türkiye’de yapmış, gönlünü kaptırdığı kız Yunanistan’a göçünce o da onun peşinden buraya yerleşmiş. Biz hep Yunanlıları yüzyıllar süren savaşlarımız nedeniyle rakip biliriz ancak yakından o havayı soluyunca 500 yıllık beraberliğin meyvesini biz o gün, o tatlı amcayla tatmış olduk. Yunanistan’dakiler diğer Avrupa ülkelerine nazaran bize daha yakın geldiler ya da benim dedelerimin orada yaşamış olmasından belki de ben öyle hissettim. Öğle saatlerine doğru Thermaikos Körfezi’nin Gelini diye adlandırılan Selanik’e doğru yola çıktık.

 

 

Selanik 20.yyda Jöntürklerin karargahı konumundaymış. Kurtuluş savaşındaki kahraman birçok paşamızın yolu burada kesişmiş. Selanik’te ilk durağımız tabi ki de Atamızın evi oldu. Ne yazak ki günlerden pazartesiydi ve o gün Atamızın evi kapalıydı. Gözümüz yaşlı, şehir merkezinin yolunu tuttuk. Şehir merkezinde ilk durağımız Aya Sofya Bazilikası oldu, 7.yyda inşa edilen eser İstanbul ‘daki Aya Sofya’ya benziyor. Daha sonra da Selanik’in simgesi Beyaz Kule’ye gittik.

 

 

Beyaz Kule eski bir Bizans kulesi. Asıl adı Kanlı Kule olan eser zindan olarak kullanılıyormuş. Bir dönem beyaza boyandığı için bu ismi almış ve adı Beyaz Kule olarak kalsa da bugün eski rengini almış durumda. Kalenin içi müze ve bu müzenin en güzel yeri kalenin üzerinden seyredilen Selanik manzarası. Beyaz kuleyi arkamıza alıp yukarı doğru yürüyüp Rotunda Kilisesini ziyaret ettik, eser resterasyondaydı. Biz yinede anı defterine adımızı yazmayı ihmal etmedik. Oradan aşağı alışverişin canlı olduğu ana caddeye geçip yemeklerimizi yedik. Hesap ödenirken dikkatli olunması gerekiyor çünkü turist ise aldatalım mantığında olan insanlar var, biz ne yazık ki bunu yaşadık. Yunanistan’a gelip frappe içmeden olmaz dedik, zaten sıcaklamıştık Ege’nin derin mavi manzarasına karşı buz gibi frappelerimizi yudumlayıp dinlendik.Üstelik frappenin 20.yyda ilk kez Selanik’te yapıldığını da hatırlatmak isterim.

Ben Selanik’in dar, yamaçlı sokaklarını ve panjurlu çiçeklerle bezeli evlerini çok beğendim.Yunanistan’dan gemiyle ayrıldık.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER İÇERİKLER
Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.